TBB Başkanı Metin Feyzioğlu: 696 Sayılı KHK Derhal Geri Çekilmelidir

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu: 696 Sayılı KHK Derhal Geri Çekilmelidir

Anasayfa / gündem / TBB Başkanı Metin Feyzioğlu: 696 Sayılı KHK Derhal Geri Çekilmelidir
Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, "OHAL derhal kaldırılmalıdır. 696 Sayılı KHK derhal geri çekmelidir." dedi.

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, “OHAL derhal kaldırılmalıdır. 696 Sayılı KHK derhal geri çekmelidir.” dedi.


 

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu başkanlığında Ankara’da olağanüstü toplanan baro başkanları yayınladıkları sonuç bildirgesinde 696 sayılı OHAL KHK’sı ile milli iradenin bir kez daha yok sayıldığını kaydederek, “OHAL derhal kaldırılmalıdır, 696 sayılı KHK derhal geri çekilmelidir” dedi.

BASIN TOPLANTISI VİDEOSU İÇİN TIKLAYINIZ

Olağanüstü halin kaldırılmasını isteyen Feyzioğlu, olağanüstü halin terörle ve darbeye kalkışanlarla mücadele amacının dışında, olağan, işlevsel görülen bir yönetim biçimi olarak kullanılmaya başladığını ileri sürdü.

Devletin ilgili kurumlarının elinde terörle mücadele etmeye yetecek güç ve yetkinin bulunduğunu söyleyen Feyzioğlu, “OHAL bu haliyle, terörle mücadeleyi sekteye uğratmaktadır. Çünkü, Türkiye’nin demokratik görüntüsüne zarar vermektedir. Bu da terör örgütlerinin çok işine gelen, mutlu oldukları bir durumdur çünkü bu sayede dış ülkelerde meşruiyet kazanacak bir zemine sahip olmaktadırlar.” diye konuştu.

Olağanüstü hal ile ilgili olmayan birçok düzenlemenin olağanüstü hal kapsamında çıkarılan kanun hükmünde kararnamelerle yapıldığını ifade eden Feyzioğlu, “Üstelik bunların önemli bir kısmının KHK ile düzenlenmesini Anayasamız yasaklamıştır. Bunlar aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de açıkça aykırıdır.” dedi.

696 sayılı KHK ile milli iradenin bir kez daha yok sayıldığını savunan Feyzioğlu, “Mesela tek tip elbise düzenlemesiyle sanıkların peşin olarak suçluluğunun kabul edildiği görüntüsü verilmektedir. Savunma hakkı ağır şekilde ihlal edilmektedir. Türkiye’deki yargılamaların dünyada; önyargılı, suçsuzluk karinesini yok sayan ve usulen yapılan yargılamalar olarak görülmesine sebep olunmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu KHK’nin insanların yaşamlarını tehlikeye atan bir “sorumsuzluk maddesi” içerdiğini de söyleyen Feyzioğlu, şöyle devam etti:

“696 sayılı KHK, sadece 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin bastırılmasına katılan, büyük fedakarlıklarla göğsünü tanklara, bombalara siper eden vatandaşlarımıza yönelik bir hüküm içermemektedir. Kuşkusuz bu düzenlemenin kanunla yapılması mümkündür. Söz konusu KHK geleceğe yönelik olarak sivillerin kendi takdirlerine göre 15 Temmuz darbe girişiminin devamı niteliğinde olarak yorumladıkları eylemleri güç kullanarak bastırabileceklerine dair bir sorumsuzluk hükmü içermektedir.

Böyle bir düzenleme kanunla dahi yapılamaz. Kendine ‘devlet’ diyen devlet asla böyle bir düzenlemeyi kabul edemez, böyle bir düzenlemenin varlığı devlet olarak devama engeldir. Bazı yetkililerin açıklamaları ‘KHK’nin ilgili maddesinin sadece 15-16’sını kapsadığı, bu niyetle KHK’nin yazıldığı’ şeklinde olsa da hepimiz okuma yazma bilen insanlarız, maddede böyle bir açıklık yoktur, tam aksine madde, geleceğe yönelik ve ucu tamamen açık bir ceza ve tazminat sorumsuzluğu getirmiştir.”

“TBMM derhal toplanmalı”

Milli bir konuda inatlaşmanın tüm topluma ve ülkeye geri dönülmez zararlar vereceğini dile getiren Feyzioğlu, şunları kaydetti:

“OHAL derhal kaldırılmalıdır. 696 Sayılı KHK derhal geri çekmelidir. Ancak bir ilk adım olarak derhal bahsettiğimiz maddenin metninde bir değişiklik yapılmalıdır. Tatilde olan Türkiye Büyük Millet Meclisi derhal toplanmalıdır. Konuyu, milli bir mesele olarak ele almalıdır. Anayasa Mahkemesi 26 yıllık içtihadını hatırlamalı, hukuk devletine sahip çıkmalı ve OHAL ile ilgili hiçbir hüküm içermeyen bu KHK’yı derhal incelemelidir.

Türk milletinin doğru bilgilendirildiği takdirde sağduyusunun galip geleceğine güveniyoruz. Milletimizin, hukukun evrenselleşmiş kurallarının sağladığı güven içerisinde birlik ve beraberlik halinde, huzurlu bir şekilde yaşayabilmesi adına sürecin takipçisi olacağımızı, halkımızı hiç kimseden, tehditten, saldırıdan çekinmeden bilgilendirmeye devam edeceğimizi taahhüt ediyoruz.”

Yaşanan huzursuzluğun devlet tarafından düzeltilmesinin önemine işaret eden Feyzioğlu, “Bu beyanlarla olmaz. Televizyondan çıkıp ‘Siz bu maddeyi okumadınız’ demekle olmaz. Burada tüm baro başkanları herhalde bir maddeyi okumadan toplanmadık. Bu maddeyi çok iyi okuyarak toplandık ve bu kaygıyı milli bir hassasiyetle dile getiriyoruz. Türkiye’nin her yerinden baro başkanları var.” değerlendirmesini yaptı.

Bildirgede, “Anayasa ihlallerinden bile daha vahim olanı, 696 sayılı KHK’nın insanların yaşamlarını tehlikeye atan bir sorumsuzluk maddesi içermesidir” denilerek böyle bir düzenlemenin kanunla dahi yapılamayacağı vurgulandı.

Sonuç bildirgesi şöyle:

OHAL KHK’LARI VE DEVLETİN GÜÇ KULLANMA YETKİSİNİ SİVİLLERE DEVREDEN 696 SAYILI OHAL KHK’SI HAKKINDA OLAĞANÜSTÜ BARO BAŞKANLARI TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ

1. OHAL derhal kaldırılmalıdır. Çünkü OHAL terörle ve darbeye kalkışanlarla mücadele amacının dışında, olağan bir yönetim biçimi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

2. Devletin ilgili kurumlarının elinde, OHAL olmaksızın da terörle mücadele etmeye yetecek güç ve yetkiler vardır.

3. Türkiye Barolar Birliği ve Barolarımız hukuk çerçevesinde terörle mücadele edilmesini her zaman desteklemiştir. Ancak OHAL bu haliyle, terörle mücadeleyi sekteye uğratmaktadır. Çünkü; Türkiye’nin demokratik görüntüsüne ağır zarar vermektedir. Bu da, terör örgütlerinin özellikle dış ülkelerde meşruiyet kazanma girişimlerini kolaylaştırmaktadır. Türkiye’nin yatırım yapılamayacak bir ülke olarak görünmesine neden olmaktadır. Savunma hakkını sınırlayarak yargılama sürecinde suçlu ve suçsuzun birbirinden ayrılmasını zorlaştırmaktadır. Masumları mağdur etmektedir. Gerçek suçluların masumların arkasına saklanmasına imkân sağlamaktadır.

4. Bugüne kadar OHAL ile ilgisi olmayan binlerce düzenleme, OHAL KHK’ları yoluyla yapılmıştır. Üstelik bunların önemli bir kısmının KHK ile düzenlenmesini Anayasamız yasaklamıştır. Bunlar aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne de aykırıdır.

5. Mevcut uygulamada hangi konuların kanunla, hangilerinin KHK ile düzenleneceğine Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu karar vermektedir. Oysa bu konuda esas alınabilecek tek irade ve tek belirleyici Anayasadır. Bu durum, TBMM’nin yetkilerinin fiilen elinden alınması anlamına gelmektedir.

6. Bir tek hükmü bile OHAL’le ilgili olmayan 696 sayılı KHK ile milli irade bir kez daha yok sayılmıştır.

7. Bu süreç sonunda verilecek hükümlerin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nce hak ihlali olarak yorumlanacağı da açıktır. Gerek 696 sayılı KHK’da, gerek önceki KHK’larda Anayasa’ya aykırı yüzlerce düzenleme vardır. Mesela tek tip elbise düzenlemesi ile sanıkların peşin olarak suçluluğunun kabul edildiği görüntüsü verilmektedir. Savunma hakkı ağır şekilde ihlal edilmektedir. Türkiye’deki yargılamaların dünyada; önyargılı, suçsuzluk karinesini yok sayan ve usulen yapılan yargılamalar olarak görülmesine sebep olunmaktadır.

8.  Bu apaçık Anayasa ihlallerinden bile daha vahim olanı, 696 sayılı KHK’nın insanların yaşamlarını tehlikeye atan bir sorumsuzluk maddesi içermesidir.

9. 696 sayılı KHK, sadece 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin bastırılmasına katılan sivil vatandaşlarımıza yönelik ve yalnızca kanunla TBMM tarafından düzenlenebilecek bir genel af veya sorumsuzluk getirmekle kalmamıştır.  Geleceğe yönelik olarak da sivil vatandaşlarca suç işleme özgürlüğü olarak anlaşılabilecek mutlak bir ceza ve tazminat sorumsuzluğu getirmiştir. Böyle bir düzenleme kanunla dahi yapılamaz.

10. Her ne kadar bazı yetkililerin açıklamaları, KHK’nın ilgili maddesinin sadece 15 ve 16 Temmuz 2016’yı kapsama niyetiyle yazıldığı şeklinde olsa da, madde metni böyle değildir. Geleceğe yönelik ve ucu açık bir ceza ve tazminat sorumsuzluğu getirilmiştir.

11. Darbe teşebbüsünün devamı niteliğindeki eylemler ne demektir? Kim, neye göre bunu tespit edecektir? Barışçıl bir protesto eylemini 15 Temmuz’un devamı niteliğinde diye yorumlayıp temel haklarını kullanan insanlara saldıran, öldüren, darp eden gruplar olur ise, bu suçlular, bu maddenin kendilerine bu hakkı verdiğini sanacaklardır.

12. Yetkililerin açıklamalarına göre yapılmak istenen bu değilse bile, KHK’da yazılmış olan budur. Dinamitin fitilini yakmak kolay, söndürmesi çok zor hatta bazen imkansızdır. Vatandaşlarımız huzursuzdur. Kardeş kavgasına zemin hazırlayan bu vahim madde acilen geri çekilmelidir. Ancak derhal ve bir ilk adım olarak; maddenin savunmasını yapanlarca iddia edildiği gibi uygulama kapsamı en son 16 Temmuz 2016’yı kapsıyorsa, bu tarih açıkça madde metnine yazılmalıdır. Böylece maddenin geleceğe yönelik bir suç işleme sorumsuzluğu olarak anlaşılan anlatımı ortadan kaldırılmalıdır. Yetkili makamların sözlü beyanları kuşkusuz bağlayıcı değildir.

13. Kaldı ki sosyal medya mesaj ve yorumları okunduğunda, sokakta konuşulanlar dinlendiğinde azımsanmayacak sayıda kişinin bu maddenin kendilerine bu hakkı verdiğini sandıkları görülecektir. Çok büyük kitlenin ise huzursuzluğa ve güvensizliğe sevk edildiği anlaşılacaktır. Bu sosyal gerçeklik dahi, maddenin kapsamına ilişkin düzeltme yapılmasını zorunlu kılmaktadır.

14. Milli bir konuda inatlaşmak tüm topluma ve ülkemize geri dönülmez zararlar verir. Aziz vatandaşlarımızın canlarının, temel hak ve hürriyetlerinin zarar görmemesi Türkiye Barolar Birliği’nin ve Barolarımızın tek dileğidir. Bunu talep etmek de hepimizin asli görevidir.

Bu sebeplerle, olağanüstü gündemle toplanan Türkiye Barolar Birliği ve Baro Başkanları olarak diyoruz ki;

– OHAL derhal kaldırılmalıdır.

– 696 Sayılı KHK derhal geri çekmelidir.

– Tatilde olan Türkiye Büyük Millet Meclisi derhal toplanmalıdır. Konuyu, milli bir mesele olarak ele almalıdır.

– Anayasa Mahkemesi yirmi altı yıllık içtihadını hatırlamalı, hukuk devletine sahip çıkmalı ve OHAL ile ilgili hiçbir hüküm içermeyen bu KHK’yı derhal incelemelidir.

– Türk Milleti’nin doğru bilgilendirildiği taktirde sağduyusunun galip geleceğine güveniyoruz.

– Milletimizin, hukukun evrenselleşmiş kurallarının sağladığı güven içerisinde birlik ve beraberlik halinde, huzurlu bir şekilde yaşayabilmesi adına sürecin takipçisi olacağımızı, halkımızı kimseden çekinmeden bilgilendirmeye devam edeceğimizi vatandaşlarımıza taahhüt ediyoruz.

Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız.

 

 

 

 

Kaynak: hukukhaber.com.tr